YEREL SEÇİM ADAYLARINA EKOLOJİK YÖNETİM ÇAĞRISI

Kentimizde ciddi ekolojik tahribatlar yaşanmaktadır. İlimizin her ayrı bölgesinde sermaye ve rant adına doğa hakkı ihlalleri gerçekleşmektedir. Büyük Menderes nehri her geçen gün daha fazla kirlenmektedir. Sulanan topraklarda tarım yapılamaz hale gelmekte yetiştirilen gıdalar kirlenmektedir. Endüstriyel atıklar, kentsel atıklar ve kanalizasyon sorunları, tarım ilaçları gibi etkenler sularımızı/besinlerimizi zehirlemektedir. Dahası Sarayköy ve çevresine yapılan onlarca Jeotermal Enerji Santrali’nin (JES) havaya saldığı zararlı atıklar (H2S, CO2 vb.), doğrudan B. Menderes’e deşarj edilen veya yüzeysel yapılan re-enjeksiyona bağlı toprağa karışan akışkanlar (Bor, Arsenik, Kadmiyum vb. ağır metaller) yeni kirlilik kaynakları olmuştur. Proje aşamasında olan Dinar Kömürlü Termik Santrali de B. Menderes’in hem suyunu kullanarak, hem sıcak suyu nehre deşarj ederek hem de havaya saldığı zararlı gazlar ve toz partikülleri ile B. Menderes Havzası için ciddi tehdittir. Tüm bunların sonucunda insan sağlığı ciddi tehdit altındadır.

Bir başka büyük sorun ‘Hava kirliliği’dir. Çevre Durum Raporu’nda (2018), Denizli’de birinci öncelikli çevre sorunu hava kirliliği olarak gösteriliyor. Kış sezonu ortalama PM10 değerlerinin hava kalitesi indeksine göre sınıflandırılması sonuçlarına göre “3-hassas” sınıfında olup en kirli iller arasında 7. sıradayız. Yıl içerisinde en fazla sayıda kirlilik limitinin aşıldığı yerler arasında ne yazık ki Denizli 5. sırada. Raporda, hava kirliliğine bağlı olarak kanser, felç, kalp yetmezliği, kalp krizi, koah, astım, çocuklarda akciğer bozuklukları yaşandığı rakamlarla sabitlenmiştir. Dahası çoğu gelişmiş ülkede yasaklanmış olan Kömürlü Termik Santralleri için yeni projelerin Denizli’de (Tavas/Avdan) yaşama geçirilmeye çalışıldığını da ekleyelim.

Altyapı çalışmaları bitmek bilmemiştir. Kentsel dönüşüm deyip kentimiz bir yıkım abidesine dönüştürülmüştür. İmar barışı büyük olumsuzluklar getirmiştir. Çarpık kentleşmenin sürekliliği anlamına gelen bu uygulama ile bütüncül planlama yok sayılmıştır. Birinci derecede deprem bölgesi olan ilimizde imar barışı uygulamaları ile toplum güvenliği ihlal edilmiştir.

Tarihi, kültürel ve tabiat varlıkları yok edilmektedir. Çamlık Seyir Tepesi rekreasyon alanı, Honaz tüneli, Zeytin yaylası, Teleferik projesi, Çardak-Gemiş’te mermer ve maden ocakları ile ormanlar katledilmiş, tarihi ardıç ağaçları dahi yok edilmiştir. Kültürel varlıklarımıza hürmet edilmemiş, kentin belleği silinmiştir. Daha önce yıkılan Cumba evler ve Ulucami’ye, Kız Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi Taş atölyeleri de eklenmiştir. Tripolis, Hierapolis, Laodikya, Colassea vb. antik kentlerimize sahip çıkılmamıştır.

Yaban hayvanlarının barınma, beslenme ve su hakları gasp edilmiştir. Kentsel dönüşüm ve rekreasyon çalışmaları (Seyir Tepesi projesi, Ornaz vadisi, Honaz Tüneli vb.) adına ormanları ve yaban hayvanlarının yaşam alanları yok edilmiştir. Endüstriyel atıklar, sazlıkların kesilmesi ve kontrolsüz avcılık ile Çürüksu vadisi, Acıgöl, Işıklı ve Süleymanlı göllerindeki yaban hayat yok edilmiştir.

Doğanın yaşam alanlarının savunucusu olan bizler doğayı esas almaktayız. Ekosistemi yok eden saldırılara karşı “Ekolojik Bir Yönetim” anlayışı için aşağıda yer alan ilkelere uyulması görüşündeyiz:

1-) Her türlü faaliyette doğa yararı esas alınmalıdır. Oluşabilecek tahribat ve yıkımların yaşanmaması için üstün çaba sarf edilmelidir. Toplumun kent yönetimine katılma mekanizmaları biran önce yaratılmalıdır.

2-) Kentin belleği yol göstericimizdir. Geçmiş kimliğimizi oluşturan değerlere sahip çıkılmalıdır. Tarihsel birikimlerimize, kültürel varlıklara; dil, din, inanç ve göreneklere sahip çıkılmalı, korunmalı ve geliştirilmelidir.

3-) Tarım ve gıda politikalarında kendi kendine yeterlik ilkesi esastır. Toplumun gıda güvencesi her zaman ön plandadır. Tarımsal alanda oluşan sorunların bertaraf edilmesi, doğru tarımsal tedbirlerin alınması, sulama sorunlarının giderilmesi hassasiyet gösterilecek konulardır. Bu alandaki enerji üretimi kaynaklı tehditlerin yok edilmesi için gayret gösterilmelidir.

4-) Ortak yaşam alanlarına sahip çıkılmalı, jeolojik miras korunmalıdır. Su, nehirler, ormanlar, koruluklar, meralar, yer altı-yer üstü varlıklara sahip çıkılmalıdır. Pamukkale, Karahayıt, Kaklık mağarası, Kısık kanyonu, Yenicekent kaplıcaları vb. jeolojik miraslar korunmalıdır.

5-) B. Menderes havzası üzerinde yaşanan her türlü kirliliğin engellenmesi için tüm hukuksal ve yasal yollar denenmelidir. Belediyeler kanalizasyon atıklarını nehre bırakmamalı, nehrin temizliği, havzanın doğasının korunması için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamalıdır. Özellikle JES ve HES`lerden kaynaklı doğa tahribatı tarımın ve insan sağlığının büyük tehdit unsurudur. Bu konuda her türlü bilimsel çalışmalar yapılmalıdır.

Kentsel dönüşümü, rant ve bölüşüm olarak görmeyen, toplu taşımacılığı her zaman önceleyen, çevre sorunlarına azami duyarlı olan, yeşil alanları ve vadileri imara açtırmayan bir anlayışta olmalıyız.

Doğaya saygılı ekolojik bir kentin yolu, doğa ve toplum yararını esas alan politikalardan geçmelidir.

Büyük Menderes İnisiyatifi

Denizli Bileşeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir