Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi

Bu beyanname 22 Nisan 2010’da Bolivya’da toplanan Dünya Halkları İklim Değişikliği ve Toprak Ananın Hakları Konferansı’nda kabul edilmiş ve Bolivya hükümeti tarafından Birleşmiş Milletler’e sunulmuştur. Beyanname bugüne dek 122 ülkeden 125 bin kişi tarafından imzalanmıştır.

GİRİŞ

Biz, Dünya halkları ve ulusları:

Hepimiz, ortak bir kadere sahip birbiriyle ilişkili ve birbirine bağımlı varlıklardan oluşan, parçalanamaz ve canlı bir topluluğun, Toprak Ana’nın parçası olduğumuzu biliyoruz;

Toprak Ana’nın yaşamın, gıdanın ve öğrenmenin kaynağı olduğunu ve iyi yaşamamız için ihtiyaç duyduğumuz her şeyi sağladığını minnetle kabul ediyoruz;

Kapitalist sistemin ve her çeşit yağma, sömürü, istismar ve kirlenmenin, bugün bildiğimiz yaşamı iklim değişikliği gibi olaylarla riske atarak, Toprak Ana’ya büyük yıkım, bozulma ve parçalanma getirdiğinin farkındayız;

Birbirine bağımlı varlıkların oluşturduğu bir topluluk içerisinde, yani Toprak Ana’da, bir dengesizliğe yol açmadan sadece insanların haklarını tanımanın mümkün olmadığına ikna olduk;

İnsan haklarını garanti altına almak için Toprak Ana ve tüm varlıkların haklarını tanımak ve savunmak gerektiğini ve bunu yapan kültürlerin, uygulamaların ve yasaların var olduğunu söylüyoruz;

İklim değişikliğine ve Toprak Ana üzerinde tehditlere neden olan yapıların ve sistemlerin dönüşümü için belirleyici, kolektif eylemlerde bulunmanın aciliyetinin bilincindeyiz;

Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi’ni kamuya ilan ediyor ve Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmesi için çağrıda bulunuyoruz. Bu, tüm dünya halkları ve ulusları için ortak bir başarı standardı olmalı. Her birey ve kurum öğretim, eğitim ve bilinçlendirmeyle bu standartları destekleme sorumluluğu almalı. Bu Beyanname’de tanımlanmış haklara saygı göstermeli ve gecikmeden ulusal ve uluslararası yenilikçi önlem ve mekanizmalarla dünyadaki tüm halklar ve devletlerarasında evrensel olarak etkili bir şekilde tanınması ve yerine getirilmesi garanti altına alınmalı.

MADDE 1

Toprak Ana

(1) Toprak Ana canlı bir varlıktır.

(2) Toprak Ana, tüm varlıkları besleyen, kapsayan ve meydana getiren birbiriyle ilişkili varlıkların eşsiz, parçalanamaz, kendi kendini düzenleyen bir topluluğudur.

(3) Her varlık, Toprak Ana’nın ayrılmaz bir parçası olarak ilişkileriyle tanımlanır.

(4) Toprak Ana’nın doğal hakları, varoluş ile aynı kaynaktan geldiğinden dolayı elinden alınamaz.

(5) Toprak Ana ve tüm varlıklar, türler, organik ve inorganik varlıklar arasında yapılan, insanlar için kullanılan her türlü ayrım olmadan bu Beyanname’de tanımlanmış tüm doğal haklara sahiptir.

(6) İnsanların insan haklarına sahip olduğu gibi, tüm diğer varlıklar da kendilerine özel, var oldukları topluluklar içerisindeki rol ve işlevlerine uygun haklara sahiptir.

(7) Her varlığın hakları diğer varlıkların haklarıyla sınırlıdır. Haklar arasındaki herhangi bir çatışma Toprak Ana’nın bütünlüğünü, dengesini ve sağlığını sürdürecek şekilde çözülmek zorundadır.

MADDE 2

Toprak Ana’nın Doğal Hakları

(1) Toprak Ana ve meydana getirdiği tüm varlıklar aşağıdaki doğal haklara sahiptir:

(a) Yaşama ve var olma hakkı;

(b) Saygı duyulma hakkı;

(c) Yaşamsal döngülerini ve süreçlerini insan tarafından bozulmadan devam ettirme ve biyolojik kapasitesini yeniden oluşturma hakkı;

(d) Kendi kimliğini ve bütünlüğünü ayrı, özlük ve birbiriyle ilişkili varlıklar olarak sürdürme hakkı;

(e) Yaşam kaynağı olarak su hakkı;

(f) Temiz hava hakkı;

(g) Bütünsel sağlık hakkı;

(h) Kirlenmeden, zehirli ve radyoaktif atıklardan muaf olma hakkı;

(i) Bütünlüğünü yahut yaşamsal ve sağlıklı işleyişini tehdit edecek şekilde genetik yapısındaki bozulma ve değişikliklerden muaf olma hakkı;

(j) Bu Beyanname’de kabul edilmiş hakların insan faaliyetleri nedeniyle ihlal edilmesi durumunda bunların gecikmeden ve tam olarak iyileştirilmesi hakkı;

(2) Her varlık, Toprak Ana’nın uyumlu işleyişi için kendi rolünü yerine getirme hakkına sahiptir.

(3) Her varlık, insanların işkence yahut kötü muamelesinden muaf olma ve belli bir refaha sahip olma hakkına sahiptir.

MADDE 3

İnsanların Toprak Ana’ya Olan Yükümlülükleri

(1) Her insan Toprak Ana’ya saygı göstermek ve onunla uyum içerisinde yaşamaktan sorumludur.

(2) İnsanlar, tüm devletler, tüm kamu ve özel kurumlar aşağıdakileri yapmak zorundadır:

(a) Bu Beyanname’de tanımlanmış haklar ve yükümlülüklere uygun olarak hareket etmek;

(b) Bu Beyanname’de tanımlanmış haklar ve yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmesi ve uygulanmasını kabul ve teşvik etmek;

(c) Bu Beyanname’ye uygun olarak Toprak Ana ile uyum içerisinde nasıl yaşanacağı konusunda öğrenme, analiz, yorumlama ve iletişimde yer almak ve teşvik etmek;

(d) Günümüzde ve gelecekte, insanın refahına yönelik faaliyetlerin Toprak Ana’nın refahına katkıda bulunmasını garanti etmek;

(e) Toprak Ana’nın haklarının savunulması, korunması ve muhafaza edilmesi için etkili standartlar ve yasalar belirlemek ve uygulamak;

(f) Toprak Ana’nın yaşamsal ekolojik döngülerine, süreçlerine ve dengelerine saygı göstermek, korumak, muhafaza etmek ve gerekli olduğu yerlerde bütünlüğünü iyileştirmek;

(g) Bu Beyanname’de tanımlanmış doğal hakların insanlar tarafından ihlal edilmesiyle oluşan hasarların düzeltilmesini ve sorumluların Toprak Ana’nın bütünlüğünü ve sağlığını yeniden sağlamaktan sorumlu tutulmasını garanti etmek;

(h) Toprak Ana’nın ve tüm varlıkların haklarını savunmak için insanlara ve kurumlara yetki vermek;

(i) Türlerin neslinin tükenmesine, ekosistemlerin yok olmasına yahut ekolojik döngülerin bozulmasına neden olan insan faaliyetlerini önlemek için ihtiyatlı ve kısıtlayıcı önlemler tesis etmek;

(j) Barışı sağlamak ve nükleer, kimyasal ve biyolojik silahları ortadan kaldırmak;

(k) İnsanların kendi kültürlerine, geleneklerine ve adetlerine uygun olarak Toprak Ana ve tüm varlıklara saygı gösterdikleri pratikleri teşvik etmek ve desteklemek;

(l) Toprak Ana ile uyum içerisinde olan ve bu Beyanname’de tanımlanmış haklara uygun ekonomik sistemleri teşvik etmek;

MADDE 4

Tanımlar

(1) “Varlık” tanımı ekosistemleri, doğal toplulukları, türleri ve Toprak Ana’nın bir parçası olarak var olan tüm diğer doğal varoluşları kapsar.

(2) Bu Beyanname’deki hiçbir şey tüm varlıkların yahut belirtilen varlıkların diğer doğal haklarının tanınmasını kısıtlamaz.

Konferans

“Büyük Menderes nasıl kurtulur?”

Büyük Menderes Nehri kirliliği ‘Büyük Menderes Nasıl Kurtulur?’ adlı etkinlikle masaya yatırılıyor. Etkinlik, Büyük Menderes İnisiyatifi tarafından Denizli Merkezefendi Belediyesi işbirliği ile gerçekleştiriliyor.

Denizli Merkezefendi Belediyesi Kültür Merkezi’nde 18 Ocak 2020 Cumartesi günü saat 15.00’de gerçekleştirilecek olan etkinlikte Büyük Menderes kirliliği çok yönlü ele alınacak. Konferansta kirliliğin boyutu, kirliliğin tarım ve hayvancılığa, insan sağlığına etkileri, çevreye etkileri ile kirlilikle nasıl başa çıkılacağı konuları ele alınacak.

Konferansta 5 konuşmacı yer alacak. Büyük Menderes Kirliliği’ni gündemleştiren gazeteci Yaşar TOK, kirliliği tarihsel boyutu ile ele alacak ve konferansın moderatörlüğünü yapacak. Prof. Dr. Mustafa Duran kirliliğin biyolojik boyutunu, Prof. Dr. Mehmet Zencir kirliliğin insan sağlığına etkilerini, Ziraat Mühendisi H. Murat Kapıkıran kirliliğin tarıma yönelik etkilerini ve Çevre Mühendisi E. Helil İnay Kınay kirliliğin çevreye olan etkileri ile arıtım konusunda neler yapılabileceğini ele alan sunumlar gerçekleştirecek. Sunumların ardından Denizli’li doğaseverlerin aktif katılımı ile forum gerçekleştirilecek.

“Neymiş bu jeotermal?” tiyatro oyunu Denizli’de

“Kızılcaköy Dayanışması Tiyatro Topluluğu”nun geçtiğimiz günlerde Sarayköy’de sergilemiş olduğu “Neymiş bu jeotermal?” adlı oyun bu kez Denizli’de sergilendi.

Aydın ili Efeler Belediyesi’ne bağlı Kızılcaköy’de kurulmak istenen Jeotermal Elektrik Santrali’ne (JES) karşı verilen mücadele sürecinde Kızılcaköy’lü kadınlar tarafından oluşturulan “Kızılcaköy Dayanışması Tiyatro Topluluğu” geçtiğimiz günlerde Sarayköy’de sergilediği “Neymiş bu jeotermal?” adlı oyunu 21 Aralık Cumartesi günü Denizli’de sergiledi.

Büyük Menderes İnisiyatifi’nin (BMİ) katkılarıyla gerçekleşen oyun Denizli Baro Lokali Hizmet Binası‘nda oynandı.

Büyük Menderes İnisiyatifi’nin katkılarıyla “Kızılcaköy Dayanışması Tiyatro Topluluğu” Sarayköy’de

“Kızılcaköy Dayanışması Tiyatro Topluluğu” Sarayköy’de “Neymiş bu jeotermal?” adlı oyunu sergileyecek

Aydın ili Efeler Belediyesi’ne bağlı Kızılcaköy’de kurulmak istenen Jeotermal Elektrik Santrali’ne (JES) karşı verilen mücadele sürecinde Kızılcaköy’lü kadınlar tarafından oluşturulan “Kızılcaköy Dayanışması Tiyatro Topluluğu” bugün (01 Aralık Pazar) Denizli’nin Sarayköy ilçesinde “Neymiş bu jeotermal?” adlı oyunu sergileyecek.

Büyük Menderes İnisiyatifi’nin (BMİ) katkılarıyla gerçekleşecek olan oyun Sarayköy Beyaz Ada Düğün Salonu’nda saat 14.00‘de oynanacak.

Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek olan oyuna Sarayköy ve çevre köylerdeki tüm halk davet edildi.

Büyük Menderes İnisiyatifi olarak “Büyük Menderes Havzasında Jeotermal Enerji Santrali Gerçeği Çalıştayı”na katıldık

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) Aydın’da düzenlediği “Büyük Menderes Havzasında Jeotermal Enerji Santrali Gerçeği Çalıştayı” 12 Ekim 2019 tarihinde Aydın’da gerçekleştirildi.

Aydın Özel Başak Koleji Salonu’nda düzenlenen çalıştaya Aydın, Denizli, Manisa, İzmir ve Uşak’tan çevre dernek, platform ve inisiyatifleri yoğun katılım gösterdi. Efeler Belediyesi Başkanı Mehmet Fatih Atay, Germencik Belediyesi Başkanı Fuat Öndeş, TMMOB’a bağlı oda temsilcileri ve Kızılcaköylüler çalıştaya aktif destek verdiler.

Büyük Menderes İnisiyatifi (BMİ) olarak JES’lere ilişkin görüşlerimizi ve Denizli yerelinde yaptığımız çalışmaları inisiyatif adına Ahmet Ergun dile getirdi.

Çalıştay sonrası grup olarak Kızılcaköy’e gidilip bir basın açıklaması yapılarak etkinlik sona erdirildi.

Büyük Menderes İnisiyatifi: Mavi gezegen kırmızı alarm veriyor!

Büyük Menderes İnisiyatifi (BMİ) Denizli Bileşeni “Küresel İklim Grevi” haftası etkinlikleri kapsamında basın açıklaması düzenledi

Türkiye’nin G20 ülkeleri arasında Paris İklim Anlaşması’nı imzalamayan tek ülke olduğunu söyleyen Çallıca, “yenilenebilir enerjiye sığınılarak kapitalist sistemin kar mantığı ile kışkırttığı tüketim ekonomisi unutturuluyor. Dahası yenilenebilir enerji ile karını maksimize etme telaşındaki devlet ile işbirliği içindeki şirketlerin, tüm yeraltı ve yer üstü kaynaklarını hoyratça kullanarak ormanları, tarım alanlarını yok ettiğini ve doğayı tahrip ettiğini görüyoruz” dedi.

İklim değişikliği nedeniyle mavi gezegenin alarm verdiği dile getirilen açıklamada iklim krizinin “aşırı sıcaklık, hava kirliliği ve aşırı hava olaylarıyla sağlığı doğrudan; böcek, kene, kemirgenler ile suların ve yiyeceklerin kirlenmesi nedeniyle hastalıkların yayılması yoluyla ise dolaylı olarak etkileyebileceği gibi, açlık ve beslenme sorunlarına yol açarak ve ruh sağlığı sorunlarını artırarak da insanların iyi olma halini olumsuz etkileyebileceği” vurgulandı.

İklim krizi ile ilgili yapılan açıklama Greta Thunberg’in Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmaya yer verilerek devam etti.

Açıklamanın son kısmında iklim krizi ile küresel kapitalizm arasındaki nedenselliğe dikkat çekilerek iklim adaleti için sistemin değişmesi gerektiği şu sözlerle vurgulandı: ‘Büyük Menderes İnisiyatifi olarak biz de Greta’nın çığlığına katılıyoruz, “İklim değil sistem değişmeli” diyoruz’.

Basın açıklamasının tamamı şöyle:

Mavi gezegen kırmızı alarm veriyor

Artan sera gazı salınımı ile dünya ısınmaya devam ediyor. Yüzbinlerce yılda oluşan buzullar, son elli yılda hızla eriyor. BM İklim Eylem Zirvesi’nde küresel ısınmayı 2030 yılında en azından 1,5 santigrad derece sınırında tutmak için yeni taahhütlerde bulunuyor. Önlem alınmaz ise 2100 yılında 6 santigrad derecelik artışın dünyayı alt üst edeceği bilim insanları tarafından dile getiriliyor.

Tüm bunlara rağmen Paris iklim anlaşmasını hala imzalamayan ülkeler var. Türkiye, G20 ülkelerinden anlaşmayı imzalamayan tek ülke. Üstelik devletlerin çoğu Paris Anlaşması’nın yükümlülüklerine uymuyor. Greta Thunberg’in de içinde olduğu çevre eylemcisi gençlerin BM’ne şikayet ettiği beş ülke arasında Türkiye’de yer alıyor.

Küresel ısınmada kapitalist şirketlerin kar arzusu belirleyici. Başta fosil yakıtlar olmak üzere enerji tüketimi her geçen gün artıyor. Sera gazı salınımına ciddi katkı sağlayan endüstriyel hayvancılık ve kırmızı et tüketimi her geçen gün artıyor. Plansız, çarpık kentleşme ve ulaşım politikaları devam ediyor. Madenler ve enerji yatırımları için ormanlar, tarım alanları, tarihi ve kültürel varlıklarımız yok ediliyor. Yaşam alanları betonlaştırılıyor. Kapitalist tüketim toplumu ile insanlık hem kendini hem de yerküreyi yok ediyor.

Dünya liderleri hamasi nutuklar ile büyük gerçekliği görmeyen açıklamalar yapıyorlar. Yenilenebilir enerjiye sığınılarak kapitalist sistemin kar mantığı ile kışkırttığı tüketim ekonomisi unutturuluyor. Dahası yenilenebilir enerji ile karını maksimize etme telaşındaki devlet ile işbirliği içindeki şirketlerin tüm yeraltı ve yer üstü kaynakları hoyratça kullanarak ormanları, tarım alanlarını yok ettiğini ve doğayı tahrip ettiğini görüyoruz.

Mavi gezegen kırmızı alarm veriyor.

Birleşmiş Milletler’deki panele katılan bilim insanlar uyarıyor: Küresel ısınma nedeniyle, Antarktika’daki buzul kaybı 2007 – 2016 arasında, önceki on yıla kıyasla üç kat, Grönland’da iki kat arttı. 2100 yılına kadar Avrupa’nın ortasındaki, Kuzey Asya’daki ve Güney Amerika’daki Ant Dağları’ndaki buzulların yüzde 80’i yok olacak. Yeni IPCC raporuna göre, en kötü senaryoda, 2100 yılına kadar küresel anlamda deniz seviyeleri 1.1 metre yükselebilir. Bu durum alçak sahil bölgelerinde yaşayan 700 milyon insan üzerinde birçok anlamda etkisi olacaktır. Kötü emisyon senaryosunda, Şanghay, New York, İstanbul gibi büyük şehirler etkilenecek.

İklim krizi sağlığımızı da etkileyecek: İklim krizi aşırı sıcaklık, hava kirliliği ve aşırı hava olaylarıyla sağlığı doğrudan; böcek, kene, kemirgenler ile suların ve yiyeceklerin kirlenmesi nedeniyle hastalıkların yayılması yoluyla ise dolaylı olarak etkileyebileceği gibi, açlık ve beslenme sorunlarına yol açarak ve ruh sağlığı sorunlarını artırarak da insanların iyi olma halini olumsuz etkileyebilecek.

İklim krizi doğa felaketlerinin daha sık ve daha büyük yaşanmasına yol açacak. Kasırgalar, sel felaketleri, sıcak hava dalgaları…

Mavi gezegen kırmızı alarm veriyor.

İklimi değil, sistemi değiştir

Tüm yaşananları Birleşmiş Milletler İklim Eylem Zirvesi’nde Greta Thunberg Dünya liderlerine “Bütün bunlar yanlış. Ben burada dikiliyor olmamalıydım. Okyanusun öteki tarafındaki okuluma dönmüş olmalıydım. Boş sözlerinizle benim hayallerimi ve çocukluğumu çaldınız. Ama buna rağmen şanslılardanım. İnsanlar acı çekiyor. İnsanlar ölüyor. Bütün ekosistem çöküyor. Kitlesel bir yok oluşun başlangıcındayız. Ve bütün konuştuğunuz para ve ekonomik büyüme masalları.  Nasıl cüret edersiniz!” diyerek haykırıyor.

İklim krizi ile birlikte eşzamanlı dünyada doğa severler, yaşam alanı savunucuları boş durmamış, mücadeleye devam etmişlerdir. İklim krizine karşı, iklim adaleti sesleri yükseltilmiştir. İklim adaleti eylemcileri küresel kapitalizmin iklim değişikliği üzerindeki etkisini vurgulamak üzere “İklim değil sistem değişmeli” söylemini gündemleştirmiştir.

Büyük Menderes İnisiyatifi olarak biz de Greta’nın çığlığına katılıyoruz, “İklim değil sistem değişmeli” diyoruz.

BÜYÜK MENDERES İNİSİYATİFİ

TMMOB-DENİZLİ ÇEVRE KOMİSYONU

DENİZLİ BAROSU ÇEVRE KOMİSYONU

Kaynak: ÖZGÜR DENİZLİ

Büyük Menderes İnisiyatifi Doğa Yürüyüşü Etkinliği

Büyük Menderes İnisiyatifi’nde biraraya gelen yaşam savunucuları ve doğa gönüllüleri etkinliklerine devam ediyor. Büyük Menderes Nehri’nin kirliliğine odaklanan inisiyatif değişik etkinliklerle Denizli’de duyarlığı artırmaya çalışıyor.

Geçtiğimiz hafta ‘Menderes Yok Olmasın’ fotoğraf sergisi ile sesini duyuran inisiyatif bu hafta sonu da dayanışma kahvaltısı ve doğa yürüyüşü ile doğa gönüllülerini bir araya getirdi. Etkinliğe katılım yoğun oldu.

Kahvaltı sonrası henüz kirliliğin çok az olduğu Sarıçay’a ve ardından kirliliğin yoğunlaştığı, 4.sınıf kirlilik olduğu raporlarda dile getirilen Çürüksu’ya gezinti yapıldı. Çürüksu Çayı’nın gerek görüntü gerekse kokusu katılımcıları şoke etti. Kirliliğin artması ile birlikte kurbağa ve canlılık belirtisi seslerin de duyulmaz olması çarpıcı idi. Suyun kirliliğinin yanısıra dere yataklarına boşaltılan hafriyat atıklarının da kirlilikle birlikte dere yatağının küçülmesine yol açtığı gözlendi.

Etkinlik sırasında yapılan forumda Büyük Menderes Nehri kirliliğinin kaynakları, tarıma ve insan sağlığına etkilerine dikkat çekildi.

Kirlilik kaynakları olarak; sanayi atıkları, arıtılmadan suya verilen sanayi atıkları (özellikle boya), arıtım tesisinin kapasite yetersizliği, yerleşim yeri kanalizasyonlarının doğrudan verilmesi ve tarım ilaçları öne çıkıyor.

Kamusal görev olan sanayi atıklarının ve kanalizasyon atıklarının bertaraf edilmesinin yerine getirilmemesinden duyulan rahatsızlık sıklıkla dile getirildi. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, belediyeler, DSİ gibi kamu kurumlarının kirliliği izlemesi ve önlemlerin alınması konusunda yetersizlikleri vurgulandı. Denetim yetersizliği ve cezai yaptırımların da caydırıcı olmaması nedeniyle sanayicilerin pervasız davrandığı belirtildi.

Büyük Menderes ıslahı ile ilgili eylem planı için adım atılmaması ya da göstermelik işlerin yapılması da önemli bir sorun olarak dile getirildi.

İnisiyatif olarak, ilgili konularda Belediye ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü başta olmak üzere kamu kurumları ile görüşmeler yapma ve toplumsal baskıyı artırmaya yönelik çalışmalara hız vereceklerine dikkat çekildi.

Büyük Menderes İnisiyatifi gelecek hafta da yapacağı konser ile farkındalık çalışmalarına devam edecek.

Büyük Menderes İnisiyatifi “Fotoğraflarla Büyük Menderes” Fotoğraf Sergisi

Büyük Menderes İnisiyatifi olarak “Fotoğraflarla Büyük Menderes” adlı sergi düzenliyoruz. Serginin teması olarak “Büyük Menderes Yok Olmasın”ı belirledik. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan nehrin geçmişini, bugününü, bu yüzyılda insanlık için ne ifade ettiğini ve hayatınızda nasıl yer ettiğini yeniden hatırlatmayı amaçlıyoruz. Büyük Menderes Nehri’nin kirliliği ile neleri kaybettiğimizi ve daha neleri kaybedeceğimizi birlikte düşünelim istiyoruz. Yaşam savunucuları, doğa gönüllüleri olarak tüm yöre halkını Büyük Menderes Nehri’ne sahip çıkmaya davet ediyoruz: “Büyük Menderes Yok Olmasın’’

Temaya uygun olarak tüm amatör ya da profesyonel fotoğraf sanatçılarının fotoğraflarını bekliyoruz. Başvuruları buyukmenderesinisiyatifi@gmail.com adresine 20 Nisan 2019 tarihine kadar kabul edeceğiz.

Sergimiz Turan Bahadır Sanat Galerisi ve Müzesi’nde 26 Nisan’da açılacak ve bir hafta Denizlilerle buluşacak.

Büyük Menderes İnisiyatifi

“Fotoğraflarla Büyük Menderes” fotoğraf sergimizin katılım şartları şöyle:

  1. Tema:

“Büyük Menderes Yok Olmasın”

2. Amaç:

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan nehrin geçmişini, bugününü, bu yüzyılda insanlık için ne ifade ettiğini ve hayatınızda nasıl yer ettiğini sergilemek istediğimiz “Büyük Menderes Nehri”ni konu alan bir farkındalık çalışmasıdır.

3. Katılım Şartları:

a) Sergiye amatör ya da profesyonel tüm fotoğraf sanatçıları katılabilir.

b) Sergiye katılacak dijital fotoğraflar JPG/JPEG formatında, 10-12 sıkıştırma kalitesinde, kısa kenarı en az 2400 piksel olarak kaydedilmelidir.

c) Sergi başvurusu için fotoğraflar buyukmenderesinisiyatifi@gmail.com adresine gönderilecektir.

d) Sanatçılar sergiye birden fazla fotoğraf ile başvurabilirler. Sergilenmek üzere gönderilen fotoğraf sayısının 60’tan fazla olması durumunda hangi fotoğrafların sergileneceğine “Büyük Menderes İnisiyatifi Denizli Bileşeni” üyelerinden oluşan kurul karar verecektir.

e) Gönderilen fotoğrafların “Nerede çekildiği” ve sanatçının “Adı ve Soyadı” elektronik postada belirtilmelidir.

f) Sergiye son başvuru tarihi 20 Nisan 2019’dur.

g) Fotoğraflar, açılış tarihinden itibaren altı gün boyunca sergilenecektir.

4. Başvuru için Gerekenler:

Büyük Menderes’in doğası, kirliliği, sağladıkları, yaşam ortakları vb. ile ilgili beğendiğiniz ve sergilemek istediğiniz fotoğrafı/fotoğrafları açıklamasıyla göndermeniz yeterlidir. Katılım ücretsizdir.

5. İletişim Adresi:

buyukmenderesinisiyatifi@gmail.com

6. Sergi Salonu:

Turan Bahadır Sanat Galerisi ve Müzesi

Denizli Büyükşehir Belediye Binası altı Delikliçınar/DENİZLİ

Açılış: 26 Nisan 2019

Saat: 18.00